http://www.frpkitap.com/UrunResim/B/D48/10000000448_1.jpg
Sin City çizgi romanı bize şiddetin estetiğini vermeye çalışırken hikayesiylede apayrı bir insan türünden söz etmekte.Doğuştan kaybetmiş,her an her türlü belaya hazır,arıza tiplerin,çürümüş kentlerdeki özgün adalet anlayışına vurgu yapmakta Sin City.
Kahramanımız bu işlerle başa çıkmaya çalışırken bir süper kahraman falan değildir.Zaten ilk cildin sonunda çat diye elektrikli sandalyeye oturtularak hayata veda eder.Takip eden ciltlerde ne olur,onu sonra göreceğiz.Ama asıl düşünsel mesja şudur ki artık birer günah yumağı olmuş kentlerde en ucuz şey yaşamdır.İnsanoğlu göğüs göğüse verdiği siper savaşalrına çağımız kentlerinde geri dönmüştür.Hayat daimi bir takip,kovalamaca,adam tepelemece serüvenine dönüşmüştür.Bu hayhuy içinde haklı haksız,iyi,kötü ya da geçmiş,gelecek yoktur.^^Physco^^durumalr vardır.Ve her koyun kendi ruhsal takıntısından asılır.Kimi vakit dünyanın en vahşi yaratığı olabilen bir katil,sırf kokusunu sevdiği için,bir fahişenin intikamına kendini adayabilmektedir.
Sin City sadece şiddetin estetize edildiği bir çizgi roman değil aynı zamanda her biri çağdaş batakhaneye dönmüş metropollerdeki ruhsal sapkınlık ve zaaflara,insansal hastalık ve sakatlıklara getirilen yeni bir tür yaklaşımdır aynı zamanda.




