Varlığım yokluğunun boşluğuyla doluydu
O an
herkes uçurumun kenarında doğdu
ve vardı bağzılarının kanatları
düşerken gördüm o kanatları
ne kadar da güzellerdi kanatları
her birinin ayrı ayrı kanatları vardı
ayrı ayrı güzeldi her bir tüy
ve ayrı ayrı bir yerimi deşiyordu her bir gaga
düştüğüm yerde can verirken gördüm ben bunları
yerde toz olmuş kanatlarıyla
kanlı pençeleri ve kanlı gagalarının arasında
vahşi bir hayvanın vahşi bir hayvanı
kinle öldürmesi gibi
öldüm o kanlı pençelerde ve kanlı gagalarla
nihayet benimde kanatlarım vardı
ama taştan
düşündüğümde
aklıma kırılmaktan baksa bir ey getirmeyen bir taştan
her zaman kırılmasından korktuğum
ama asla kıramayacağım bir taş elimde
elimde ne kadar ağır
yerde ne kadar hafif
bakarlarken bana
kanlı gagalarla
kanlı pençelerle
tadımı hatırlamaya çalışan gülüşlerinin arasından
kaybolma hissi içimde yukarıya doğru çıkıyor
bir şey yapamıyorum
yutulurken içine doğru kan gölünün
yokluğum varlığının boşluna doluyor
kan gölünün ılık tortulu boşluğunda yüzerken
çırpınmadan
batarken yüzeyine doğru
Henüz yorum yok.