Yazılar

bu gün kötü bir gün

gaga

Varlığım yokluğunun boşluğuyla doluydu

O an

herkes uçurumun kenarında doğdu

ve vardı bağzılarının kanatları

düşerken gördüm o kanatları

ne kadar da güzellerdi kanatları

her birinin ayrı ayrı kanatları vardı

ayrı ayrı güzeldi  her bir tüy

ve ayrı ayrı bir yerimi deşiyordu her bir gaga

düştüğüm yerde can verirken gördüm ben bunları

yerde toz olmuş kanatlarıyla

kanlı pençeleri ve kanlı gagalarının arasında

vahşi bir hayvanın vahşi bir hayvanı

kinle  öldürmesi gibi

öldüm o kanlı pençelerde ve kanlı gagalarla

nihayet benimde kanatlarım vardı

ama taştan

düşündüğümde

aklıma kırılmaktan baksa bir ey getirmeyen bir taştan

her zaman kırılmasından korktuğum

ama asla kıramayacağım bir taş elimde

elimde ne kadar ağır

yerde ne kadar hafif

bakarlarken bana

kanlı gagalarla

kanlı pençelerle

tadımı hatırlamaya çalışan gülüşlerinin arasından

kaybolma hissi içimde yukarıya doğru çıkıyor

bir şey yapamıyorum

yutulurken içine doğru kan gölünün

yokluğum varlığının boşluna doluyor

kan gölünün ılık tortulu boşluğunda yüzerken

çırpınmadan

batarken  yüzeyine doğru

 

YorumlarYorumlar

Henüz yorum yok.

YorumlaYorumla

  •  çevrimiçi
     
     

Giriş yap:

Henüz mixxt üyesi değil misin?

Bu blog hakkında

Bugün kötü bir gün; güneşin evime girmesini engelleyemiyorum çünkü perdelerim kapalı Ama o ısı, o ışık bana sorma cüretini göstermeden doluyor içeriye toz zerrecikleri uçuşuyor içimi karartan aydınlığın önünde Ensemde sanki saçlarımın arasından süzülmemişlerde Hain bir cüce tarafından oraya konmuş gibi duran yapay ter damlaları Çığlık atmak istiyorum akustiği iyi olan evimde Bağırmak değil sadece ağzıma geldiği gibi küfretmek İçime kendi isteği dışında girmiş olan bir Babil şeytanı dışarı çıkmak için yalvarıyor sanki “bırak beni bırak, burası daha karanlık benim evimden” boynuzlarından yakalıyorum onu, sırtına biniyorum bir atmış gibi “hayır” diyorum dişlerimi sıkarken “buradaki tek kötü benim bugün tek yalnız olan, tek yazar her konuda söyleyecek sözü olan” güneş hala doluyor evimin içine yerde oluşan dikdörtgen ışık kümelerine basmadan Perdeyi aralıyorum usulca Beynimde bir yerlerde für elise çalıyor rahatlatmaya çalışıyor beni, annemi düşündürtüyor, dünya üzerinde beni seven bir insanın var olduğunu hatırlatıyor penceremden gördüğüm insanların hepsinde aptalca bir neşe yaşama sevinci saçmalığı aşk üzerine şiir yazma isteği güzel sözler fısıldayacakları bir kulak bulma telaşı ayçiçeği gibi hepsi yüzleri güneşe dönük… Bilmiyorlar bizden binlerce kilometre uzaklıktaki şişko bir yıldızın yaşamımızı sağlamak yüzümüzü aydınlatmak yalnız bir adamın evini işgal etmek için gereksiz bir işgüzarlık yaptığını çünlü Herkes ya yaşamakla ya da ölmekle meşgul bu aralar Oysa geçen sene beni rahatsız etmezdi güneş Saçları soğan kabuğu renginde bir sevgilim vardı Onun varlığı değildi beni teselli eden o zaman aklım başımdaydı sadece Sevmedim onu diğer herkesi sevmediğim gibi Saçları soğan kabuğu rengindeydi, sabahları benden önce kalkar ve kahvemi hep istediğim gibi yapardı Galiba o yüzden izin verdim yanımda olmasına O gittiğinden beri her gün başka bir mantıklı düşüncemi yolcu ettim bu evden artık kendimden erken kalkıp kendim yapıyorum kahvemi Her gün duyuyorum für elise’yi Her sabah doğuyor güneş Saçları soğan kabuğu renginde olan kadın hiçbir kahvaltıda eşlik etmiyor bana Bugün diğer her gün gibi bir günişte ve bugün kötü bir gün

Yazar hakkında

emre belgeç
emre belgeç
  • Üyelik başlangıcı: 18.09.2008
  • Yazıları: 11
  • Yaptığı yorumlar: 5
  • Aldığı yorumlar: 0
  • Son yazı: 03.12.2008

Son yazılar

gaga

03.12.2008 15:48

tüm gercek

03.12.2008 15:12

tüm gercek

03.12.2008 15:12

tüm gercek

03.12.2008 15:12

duvar

03.12.2008 14:46

Komünite detayları

  • Komünite adı:

    Karakalem
    Karakalem dergisi okurları ve yazarları

  • Kurucu:

    altay öktem

  • Kuruluş:

    01.07.2008

  • Üye sayısı:

    850

  • Dil:

    Türkçe

  • v0.16.0
  • (cinnamon)